Ece Ayhan

19 Şubat 2010 Cuma Gönderen Simurg 0 yorum

ECE AYHAN

1931 yılında Muğla’nın Datça ilçesinde doğdu.İstanbul’da Atatürk Erkek Lisesi’ni, Ankara’da Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni (1959) bitirdi. Kaymakamlık, yayınevlerinde redaktörlük yaptı.İlk şiiri Türk Dili dergisinde çıkmıştı (Şubat 1954). Yeni motifler, karanlık çağrışım atkılarıyla ördüğü şiirleri; onu, şiirimizde 1956/57 yıllarında başlayan İkinci Yeni Akımının en çok sözü edilen şairlerden biri oldu.

ESERLERİ
Şiir kitapları:Kınar Hanımın Denizleri (1959), Bakışsız Bir Kedi Kara (1965), Ortodoksluklar (1968), Devlet ve Tabiat (1973), Yort Savul (1977- Şiir kitaplarının toplu basımı), Zambaklı Padişah (1981), Çok Eski Adıyladır (1982), Çanakkaleli Melahata İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi (kimi yazı ve konuşmalarıyla birlikte, 1991), Son Şiirler (1993), Bütün Yort Savullar (1994- Şiir kitaplarının toplu basımı)Defterler (1981; Yeni Defterler (genişletilmiş basım, 1984) ve Başıbozuk Günceler (ilk iki kitabın genişletilmiş basımı, 1993), Aynalı Denemeler (1995) günce-anılarını topladığı kitaplarıdır. Yalnız Kardeşçe ‘de (1984) şiir üzerine söyleşilerini, Kolsuz Bir Hattat’ta (1987) ve Şiirin Bir Altın Çağı’nda (1993) konuşmalarını ve yazılarını derledi. 1993’te yayımlanan Sivil Şiirler’de yazı, söyleşi, hikaye ve şiirleri yer alıyor. Daha sonra üç kitap daha yayımlandı. Dipyazılar (denemeler, 1996), Morötesi Requiem (anlatı, 1997), Sivil Denemeler (deneme, 1998).

Edip Cansever

Gönderen Simurg 0 yorum

EDIP CANSEVER

1928 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. Yüksek Ticaret Okulu’ndan ayrılıp ticaret hayatına atıldı. 1950 yılından ölümüne dek Kapalıçarşı’da antikacılık yaptı. Nokta adında bir dergi çıkardı. İlk şiirlerinde büyük şehirde varlıklı bir delikanlının yaşama sevincini, tatlı avareliklerini dile getirdi. 1950′lerden sonra varoluşçuluk akımı etkisinde, kişinin sınırlı, tekdüze dünya kargaşasında yerini araştıran ve düşünce payı ağır basan şiire geçti. Bu yönelişiyle de ikinci Yeni şiirinin öncülerinden biri oldu. 1986 yılında öldü.

ESERLERİ
Başlıca şiir kitapları; ikindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Petrol, Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup, Kirli Ağustos, Sonrası Kalır, Ben Ruhi Bey Nasılım, Sevda ile Sevgi, Şairin Seyir Defteri, Eylülün Sesiyle, Bezik Oynayan Kadınlar, ilkyaz Şikâyetçileri, Gül Dönüyor Avucumda’dır. Şairin ‘Toplu Şiirleri\

Elif Şafak

Gönderen Simurg 0 yorum

ELIF ŞAFAK

ESERLERİ

Elif Şafak, Mahrem
İlk romanı ’Pinhan’ ile 1998 yılında Mevlana Büyük Ödülü’ nü kazanan Elif Şafak Metis Yayınlarından çıkan üçüncü romanı ’Mahrem’ ile okuyucu karşısında. Şafak daha önce İletişim Yayınlarından çıkan ’Pinhan’ ve ’Şehrin Aynaları’ adlı romanlarında olduğu gibi bu romanını da tarihsel fantezi tarzında yazarak geçmişle gelecek arasında köprü kuruyor ve kahramanlarını yine İstanbul’da buluşturuyor. Yazarın ilk romanı ‘Pinhan’ hem erkek hem kadın olan dervişin kendini keşfetme amacıyla Denizli’deki Dürri Baba tekkesinden yola çıkarak İstanbul’a varması ve kendisi gibi iki başlı olan şehri kurtarmasıyla sonuçlanıyor. İkinci romanı ‘Şehrin Aynaları’ ise Engizisyon Mahkemelerinden kaçan Miguel, İsabel ve Andres’ in İspanya’da başlayan ve aynalar şehri İstanbul’da devam eden öyküsünü anlatıyor.

Mahrem’e baktığımızda Elif Şafak yine İstanbul’da yaşayan şişman bir kadının öyküsünü anlatıyor. Şişman kadının en büyük derdi ise insanların gözlerini sürekli olarak üzerinde hissetmesi ve insanlara seyirlik malzeme olmaktan hoşlanmadığı için evden dışarı çıkmak istememesidir. Özellikle de cüce sevgilisi Be-Ce ile birlikte dışarı çıkmaktan çekiniyor ve bunun sebebini de şöyle açıklıyor: “Yüz otuz iki kiloluk gövdemin adımlarına ayak uydurmaya çalışırken seksen santimlik sevgilim, insanlar birbirlerine bizi gösterip bizi seyredeceklerdi. Dudaklarındaki alaycı tebessümleri bastırma gereği duymadan sevişip sevişmediğimizi geçireceklerdi akıllarından. Bir an bile gözlerini ayırmayacaklardı gözlerinin önündeki görüntünün gülünçlüğünden. Şişko ile cücenin seyirlik tezatını belki de günlerce düşürmeyeceklerdi dillerinden.”

Elif Şafak, gözün kendisinin hiçte masum olmadığını anlattığı kitabını ‘görmeye ve görülmeye değer bir roman’ olarak tanımlıyor. 1999 İstanbul’ undan 1880’lerin Pera’sı arasında bir köprü kurmasını kendisi ile yapılan bir röportajda şöyle açıklıyor: “O dönemde yaşama yeni giren moderniteyle birlikte Osmanlı’nın görsellik anlayışında bir değişiklik olması. Modernite olgusuyla birlikte görsellik yeni bir anlam kazanıyor ve bunun odak noktasında da kadının bedeni yer almaya başlıyor. Kadın etek boyundan vücut hatlarına kadar her şeyiyle seyirlik malzemeye dönüşüyor. Modernleşme tartışmasının odak noktasında kadın ve kadın bedeni vardır zaten. Modernite bir seyirlik dünya inşa eden 1880’deki Pera’nın vurgusu bu: O dönemde Osmanlı’da bir seyirlik dünyanın malzemesiydi.” Romanda 1880’lerin Perasında Keramet Memiş Efendi vişne rengi çadırında hem kadınların hem de erkeklerin gözüne hitap edecek seyirlik bir dünya hazırlıyor. Kadınların kendilerinden çirkin kadınlar görmekten hoşlandığını bildiği için onlara çok çirkin kadınlar gösterirken erkeklere de vişne çadırında çok güzel kadınlar gösteriyor.

Romanın Nazar Sözlüğü bölümü de ilgi çekiyor. Şişman kadın, sevgilisi Be-Ce ’nin üzerinde çalıştığı sözlüğü okuduğu zaman orada karşılaştığı ’şişko’ kelimesi ile sevgilisinin gözünde sadece Nazar Sözlüğünün araştırılması gereken bir maddesi olduğunu fark ediyor. “Şişko: O kadar şişmanmış ki, ne zaman insan içine çıksa herkes işini gücünü bırakıp onu seyredermiş. O da gözlerden o kadar rahatsız olurmuş ki, gidip daha çok yemek yer, daha çok şişmanlarmış. (Şişko’nun çocukluğunu araştır)”

29 yaşında bir öykü kitabı ve üç roman sahibi Elif Şafak çok başarılı bir yazar. Eserlerinde eski ve şiirsel bir dil kullanan Şafak dilin derinlerine inmeyi başarabilmiş bir yazar.

Fuat Köprülü

Gönderen Simurg 0 yorum

FUAT KÖPRÜLÜ

Mehmet Fuat Köprülü (1890 – 1966) Parlamenter, siyaset ve devlet adamı, Yeni Demokrat Partinin kurucusu. Köprülü Mehmet Paşanın ailesindendir. Ayasofya Rüştiyesi ve Mercan İdadisi’nden sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’ne devam etti. 1909′da bu fakülteyi bırakarak Edebiyat, Felsefe ve Tarih alanlarında özel olarak çalışmaya başladı. Bundan sonra İstanbul okullarında öğretmenlik yaptı. 1924′de Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı’na atandı. Aynı yıl İstanbul Darülfünun’daki görevine döndü. Bu arada Türkiyat Enstitüsü’nü kurdu. T.T.E. (Türk Tarih Encümeni) kurulan başkanlığına seçildi.

1929′da Ord. Prof. oldu ve Edebiyat Fakültesi Dekanı seçildi. 1934′de siyasi hayata atılarak Kars’dan meclise milletvekili olarak girdi. çok partili döneme geçiş sırasında C.H.P.’ den ayrılarak D.P.’nin kurucuları arasına girdi. 14 Mayıs 1950′de D.P. iktidarı döneminde I. Menderes kabinesinde Dışişleri Bakanı olarak görev aldı. 1956′da Devlet Bakanlığı görevini sürdürürken bir yıl sonra D.P.’den istifa etti. Milletvekilliği de düştü. 27 Mayıs 1960′dan sonra Yeni Demokrat Partiyi kurdu. Ancak bu parti pek ilgi görmedi. Amblem olarak seçtiği “Kıratı” A.P.’ ye bırakarak siyasi yaşamdan ayrıldı.

ESERLERİ
Arasında Türk Dili ve Edebiyatı hakkında araştırmalar 1934, Türk Saz
Şairleri Antolojisi 1940, Anadolu’da Türk Dili ve Edebiyatı’nın Tekamülüne bir bakış 1934, Osmanlı Devleti’nin kuruluşu 1959, On The Way to Democracy 1964, Edebiyat Araştırmaları Külliyatı 1966 adlarında bir çok kitap ve araştırma eser ve makaleleri vardır. Öte yandan İslam Ansiklopedisi’nde sahası ile ilgili ilmi makaleler yazdı.

Fazıl Hüznü Dağlarca

16 Şubat 2010 Salı Gönderen Simurg 0 yorum

1914 yılında İstanbul’da doğdu.Kuleli Askeri Lisesi’ni (1933), Harp Okulu’nu (1935) bitirdi, piyade subaylığıyla doğu ve orta Anadolu’nun, Trakya’nın bir çok yerlerini dolaştı, orduda hizmeti on beş yılı doldurunca, önyüzbaşı iken askerlikten ayrıldı (1950), Çalışma Bakanlığı İş Müfettişi olarak İstanbul’da çalıştı (1952-1960), Aksaray’da Kitap Kitabevini açtı (Aralık 1959), yayımcılık yaptı, Türkçe adında bir de aylık dergi çıkardı (43 sayı,1960-1964), kitabevini kapattı (1970), şimdi yalnız şair.

İlk yazısı (bir hikaye) ortaokul öğrencisiyken Yeni Adana gazetesinde bir yarışmada armağan kazanarak yayımlanmış (1927), sanat dergilerinde ilk kez, Kuleli Lisesi son sınıfta iken Yavaşlayan Ömür şiiriyle görünmüştü (İstanbul Dergisi 1933). Sonra Varlık dergisine şiirler vermeye başladı (Mayıs 1934).

Harbiye’den subay çıktığı gün (30 Ağustos 1935) satışa çıkardığı ilk kitabı Havaya Çizilen Dünya’da ölçülü, uyaklı, aşık tarzı denemeleri de bulunuyordu. İkinci kitabının çıkmasıyla ( Çocuk ve Allah, 1940) kişiliği çevresinde en yetkili kalemlerin uyandırdıkları ilgi ve dikkati yıllar yılı eksiltmeden sürdürerek, Cumhuriyet devrinin en kuvvetli şairlerinden biri oldu. Şiirinde mağara devri adamlarından modern çağın insanına kadar, kişioğlunun iç ve dış dünyasını, yurt ve dünya insanını, çok yönlü davranış ve çatışmalarıyla işlediği, soyut-somut durumlar üzerinde derinleştiği, bunları yaparken de, arada söyleyiş sağlamlığını ihmal etse bile, kendine vergi hayaller, benzetmeler , semboller hazinesinden kuvvet aldığı görülür. 1970’de sayısı 34’ü bulmuş kitapları içinde Çocuk ve Allah, Daha, Çakırın Destanı, Toprak Ana, Aç Yazı, Asu, Türk Olmak, Haydi özellikle ön planda yer alır.

ESERLERİ
Bir ara Sözcü dergisine 1960 ve Vatan dergisine 1961-1962 yazdığı, özdeyiş niteliğinde kısa düzyazıları bir yana bırakılırsa, yalnız şiirle uğraşan ve şiirlerini Türkiye’nin hemen bütün edebiyat dergilerine yaymış olan Dağlarca’nın kitapları, ilk baskı yıllarıyla şunlardır:

Havaya Çizilen Dünya (1935), Çocuk ve Allah (1940), Daha (1943), Çakırın Destanı (1945), Taş Devri (1945), Üç Şehitler Destanı (1949), Toprak Ana (1950), (Aç Yazı 1951), İstiklal Savaşı- Samsun’dan Ankara’ya (1951), İstiklal Savaşı- İnönüler (1951), Sivaslı Karınca (1951), İstanbul-Fetih Destanı (1953),
Anıtkabir (1953), Asu (1955), Delice Böcek (1957),Batı Acısı (1958), Mevlana’da Olmak-Gezi (1958), Hoo’lar (1960), Özgürlük Alanı (1960), Cezayir Türküsü (Fransızca, İngilizce ve Arapça çevirileriyle birlikte, 1961), Aylam (1962), Türk Olmak (1963), Yedi Memetler (1964), Çanakkale Destanı (1965), Dışarıdan Gazel (1965), Kazmalama (1965), Yeryağ (1965), Vietnam
Savaşımız (İngilizcesiyle, 1966), Kubilay Destanı (1968), Haydi (1968), 19 Mayıs Destanı (1969), Vietnam Körü destan-oyun, (1970), Hiroşima (Fransızca,
İngilizce çevirileriyle, 1970), Malazgirt Ululaması (1971), Kınalı Kuzu Ağıdı (1972), Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1973), Horoz (1977), Hollandalı Dörtlükler (1977), Çukurova Koçaklaması (1979), Nötron Bombası
(1981), Yunus Emre’de Olmak (1981), Çıplak (1981), İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985), Uzaklarda Giyinmek (1990), Dildeki Bilgisayar (1992).

Dağlarca çocuk şiirleri de yazdı. Bu alanda ilk kitabı Açıl Susam Açıl Yugoslavya’da basıldı (Üsküp, 1967),bunu İstanbul’da çıkan Kuş Ayak (1971), Arkaüstü (1974), Yeryüzü Çocukları (1974), Yanık Çocuklar Koçaklaması (1976), Balina ile Mandalina (1977),Yaramaz Sözcükler (1979), Göz Masalı (1979), Şeker Yiyen Resimler (1980), Yazıları Seven Ayı (1980),
Cinoğlan (1981), Hin ile Hincik (1981), Güneş Doğduran (1981), Kaçan Ayılar Ülkesinde (1982) kitapları izledi.

Kazandığı armağan ve ödüller: Türkiye’de bir şiiriyle (Çakırın Destanı kitabındadır) C.H.P Şiir Yarışması’nda üçüncülük (1946); Asu kitabıyla 1956
Yeditepe Şiir Armağanı; Delice Böcek kitabıyla Türk Dil Kurumu 1958 Şiir Ödülü; Türkiye Milli Talebe Federasyonu’nun Turhan Emeksiz Armağanı (1966). Arkın Çocuk Edebiyatı 1973 Yarışması’nda jüri, üç şiirine
“yarışma üstün onur ödülü” verdi (1974); Horoz şiir kitabıyla Sedat Simavi Vakfı Ödülü’nü Peride Celal ile bölüştü (Aralık 1977). Yurt dışında International Poetry Forum /uluslararası Şiir Forumu, Pittsburg,
Amerika/ Dağlarca’yı en iyi Türk şairi seçti (1967).Struga (Yugoslavya) Şiir Festivalleri’nin 13.sünde ödül Altın Çelenk Dağlarca’ya verildi (Ağustos 1974)
ve Milliyet Sanat Dergisi’nce de “1974 Yılının Sanatçısı” seçildi.

Şiirlerinden seçmeler Dört Kanatlı Kuş(1970)’ta toplanmıştı. Şairin eserlerinin çeşitli baskıları ve başka dillerde yayınlanmış “şiirlerinden seçmeler”
kitaplarını listesi, Hollandalı Dörtlükler sonunda belirtilmiştir. Bütün eserleri Cem Yayınevi’nce toplu olarak yayınlanmakta olan şairin bu yeni Dağlarca
Dizisi’nde 13 kitabı çıktı (1964-1979).